Türkiyənin Afrika siyasəti nəyə hesablanıb?-ANALİZbackend

Türkiyənin Afrika siyasəti nəyə hesablanıb?-ANALİZ

  • whatsapp
  • messenger
  • telegram
  • vkontakte
  • odnoklassniki

Editor.az türkiyəli politoloq, yazar Adem Kılıçın qardaş ölkə Türkiyənin Afrikada həyata keçirdiyi müxtəlif istiqamətli layihələr və onun məqsədlərindən bəhs edən məqaləsini təqdim edir.

Türkiye’nin Afrika’ya yönelik politikaları özellikle Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde ciddi bir dönüşüm gösterdi ve ‘Afrika’ya açılım’ politikaları uygulanmaya konuldu. Asıl hareketlilik ise ‘Afrika’ya Açılım Eylem Planı’ kapsamında  2003 yılı başında ‘Afrika Ülkeleriyle Ekonomik İlişkilerin Geliştirilmesi Stratejisi’ başlığı ile başladı. Bu faaliyetler eşliğinde ise 2005 yılı Türkiye tarafından ‘Afrika Yılı’ ilan edildi.

Oluşturulan Afrika’ya Açılım Eylem Planı ile;

  • Afrika ülkeleri ile Türkiye arasında yüksek düzeyli ziyaretlerin gerçekleştirilmesi,
  • Çeşitli uluslararası örgütler içinde kıta devletleri ile temasların artırılması,
  • İnsani yardımların yapılması,
  • Afrika’daki diplomatik temsilciliklerin sayısının artırılması,
  • Ekonomik, teknik-bilimsel ve ticari işbirliği anlaşmalarının imzalanması,
  • Karşılıklı ticaret alanlarının ve faaliyetlerinin geliştirilmesi gibi ana başlıklar altında çalışmalar yapılması kabul edildi.

 

Peki bu çıkış noktasından günümüze kadar gelen süreçte Türkiye Afrika’da hangi adımları attı.

 Bir Çok Başlıkta Atılan Adımlar Başarıyı Beraberinde Getirdi

 Türkiye, geçmişte 1970’lerin ve 1990’ların sonunda olmak üzere iki kez Afrika kıtasına açılma yönünde siyasi irade ortaya koydu. Ancak her iki açılım da hem siyasi saiklerle başlatıldığı hem de ekonomik yatırımlarla desteklenmediği için istenen başarıyı sağlayamadı.

Ankara’nın 2003’te “Afrika Ülkeleriyle Ekonomik İlişkilerin Geliştirilmesi Stratejisi” adlı belgeyi hazırlaması, 2005’te ise o denem başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan’ın kalabalık bir heyetle gerçekleştirdiği beş günlük Afrika gezisi ve o yılın “Afrika Yılı” ilan edilmesi Türk dış politikasında yeni bir Afrika açılımı başlattı.

Bu son Afrika açılımı hem siyasi hem de ekonomik politikalarla desteklendiği için geçmişteki açılımlara nazaran daha başarılı oldu ve olmaya devam ediyor.

Yeni Strateji

 

Afrika ülkelerinin geçirmiş olduğu son 20-30 yıllık süreç ve ekonomik performans yalnızca sahip oldukları hammaddeleri ve doğal kaynakları ihraç ederek kalkınamayacağını, sanayileşmenin kıta için gereklilik olduğunu göstermiştir. Türkiye bu boşluğun farkına vararak sanayisi, dış ticaret altyapısı, tecrübe ve birikimleriyle Afrika ekonomilerinde yer edinmeye başlamıştır. Ekonomik verilere gelmeden önce bu süreci destekleyen diğer gelişmelere bakmak gerekir.

Zira; Türkiye özellikle belirlediği Yeni Strateji ile Afrika ülkeleri ve halkları ile bağı güçlendirmeye yönelik kapsamlı ve planlı bir yol izlemiştir.

Afrika ve Türkiye arasında gelişen siyasi ve ekonomik ilişkiler, diplomatik temsilciliklerin açılması ile devam etmiştir. Türkiye’nin 2003 itibarıyla 12 olan Afrika’daki büyükelçilik sayısı 2019 itibarıyla 42’ye yükseldi. 2023’e kadar ise hedef olarak bu sayının 50 olması bekleniyor.

Türkiye’nin büyükelçilik açarak gösterdiği, işbirliğini geliştirmeye dönük kararlılığı Afrika devletlerince de karşılık gördü. 2008 yılında Türkiye’de sadece 10 Afrika ülkesinin büyükelçiliği bulunurken bu sayı 2019 itibarıyla 32’ye yükseldi.

Afrika ile ilişkilerde Türkiye’yi hem görünür kılan hem de kıtada sömürgeci olarak algılanmasını engelleyen en önemli faktörlerden birisi de; tarihi ve dini bağlarının yanı sıra gerek devlet kurumları gerekse sivil toplum kuruluşları aracılığı ile yapılan yardımlar oldu. Türkiye yardımlarda ABD ve İngiltere’nin ardından en çok yardım yapan üçüncü ülke. Ancak yapılan yardımların gayri safi milli hasılaya oranına bakıldığında Türkiye en cömert ülke olarak öne çıkıyor.

Büyükelçiliklerin yanı sıra Anadolu Ajansı (AA), Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), Yunus Emre Enstitüsü (YEE), Türkiye Maarif Vakfı (TMV) ve Türk Hava Yolları (THY) gibi kurumlarının kıtadaki varlığı yaygınlaştırıldı.

Afrika ülkeleri ile kültürel ve insani ilişkileri geliştirmek isteyen Türkiye, kıtada özellikle Türk İşbirliği ve Kalkınma Ajansı Başkanlığı (TİKA) ile faaliyetlerini yoğunlaştırmıştır.

Örnek olarak Türkiye, Afrika ile etkileşimini güçlendirmek için ulaşım araçlarının gelişimini de teşvik etmiş ve halihazırda THY’nin Afrika’da 35 ülkede 53 destinasyona erişimi bulunmaktadır.Türkiye bu kurumlar aracılığı ile Afrika’nın neredeyse her noktasında ekonomik faaliyetlerden ulaşıma, alt ve üst yapı faaliyetlerinden haberleşmeye, sağlıktan eğitime kadar bir çok alanda aktif olarak rol almaya devam etmektedir.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, göreve başladığından bu yana gerek Başbakanlığı gerekse Cumhurbaşkanlığı dönemlerinde 30’a yakın Afrika ülkesine ziyaret gerçekleştirdi.

Erdoğan’ın ziyaret ettiği ülkeler, Cezayir, Cibuti, Çad, Ekvator Ginesi, Etiyopya, Fas, Fildişi Sahili, Gabon, Gambiya, Gana, Gine, Güney Afrika Cumhuriyeti, Kenya, Libya, Madagaskar, Mali, Mısır, Moritanya, Mozambik, Nijer, Nijerya, Senegal, Somali, Sudan, Tanzanya, Tunus, Uganda, Zambiya şeklindedir.

 

Ticari ve Ekonomik İlişkiler

 

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu’nun (DEİK) raporlarına göre; son 18 yılda, Türkiye ve Afrika ülkeleri arasındaki siyasi ve ekonomik güven çok ileri seviyelere taşındı. 18 yıldan beri, Türkiye’nin Afrika ülkeleri ile ikili ticaret hacmi farklı başlıklarda çeşitlilik gösterse de ortalama olarak 6 kat arttı.

Ticaret Bakanlığı Uluslararası Anlaşmalar ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü’nün raporlarına yansıyan verilere göre ise; Türkiye’nin Afrika ile ticaret hacmi 2003 yılında 5,3 milyar dolar iken şu an da 30 milyar dolarlara kadar yükseldi. Türkiye’nin Afrika’daki devlet eli direk yatırımları 6 milyar dolara kadar ulaşmışken Türk girişimcilerin Afrika’da yürüttüğü projelerle birlikte bu rakam 65 milyar doların üzerine çıkıyor.

Türkiye son 15 yılda; 39 Afrika ülkesiyle ticari ve ekonomik işbirliği, 22 ülkeyle yatırımların korunması, 11 ülkeyle de çifte vergilendirilmenin kaldırılması ile ilgili anlaşmalar imzalamıştır.

Ayrıca Afrika’nın önemli sorunlarından biri olan göçe karşı Türk yatırımcı ve müteahhitlik firmalarının burada geliştirdikleri projelerde diğer ülkelerin aksine yerel işçi istihdam ederek kıtadaki işsizlik sorunu ile mücadele etmesi Afrika hükümetleri tarafından olumlu karşılanmış ve Türkiye’nin bölgedeki performansının ve potansiyelinin her geçen gün artmasında etkili olmuştur.

78 binden fazla Afrikalıya iş imkanı sağlayan Türkiye kıtada bin 152’den fazla altyapı projesini tamamlamıştır. Ve birçok projede halen devam etmektedir.

Türkiye’nin Afrika’daki Stratejik ve İnsani Anlayışı Büyük Kabül Gördü

İstikrar ve barışın sağlanması, bölge ülkelerinin kalkınmasına katkı sunulması, insani yardım, yeniden yapılanma, güvenlik, kamu diplomasisi ve ara buluculuk alanlarında karşılıksız yardım, bölge kaynaklarının Afrikalı toplumların yararına kullanılması, ikili ilişkilerin eşit ortaklık ve karşılıklı fayda temelinde geliştirilmesi üzerine inşa edilen Türkiye’nin Afrika politikası, stratejik, uzun vadeli ve karşılıklı gelişime odaklanmış bir anlayışla devam etmektedir.

Afrika Kıtası’nda bulunan elli dört ülkenin yirmi sekizi İslam İşbirliği Teşkilatı üyesidir. Türkiye ile dini, kültürel ve sosyal olarak birçok ortak noktanın oluşumuna imkan veren bu durum Afrika ülkeleriyle iyi ilişkilerin tesisinde etkili bir zemin hazırlamıştır. Sömürgeci geçmişi, kölelikle mücadele tarihi, yoksulluğun sürekli yapısı ve altyapı yatırımlarına ihtiyaç duymasıyla Afrika ülkeleri günümüzde Türkiye’nin yaklaşımlarına karşı büyük bir sempati duymakta ve kapılarını açmaya devam etmektedir.

 Adem KILIÇ
Siyaset Bilimci-Yazar

Loading...